Anamenü
Hollanda Modeli : İŞTE KUZEY KIBRIS'I KURTARACAK MODEL
Gönderen admin on 23:10:00 03.16.2008 (281 okuma)



Bugün hayatımda yeni bir karar alarak ülkem adına siyaset yapıp ülkemin geleceği için akıl üreterek bir nebzede olsa ülkeme katkıda bulunmak istiyorum.

Yaşadığım ülke K.K.T.C ve ben bu ülkeyi çok seviyorum burada var oldum ve geleceğimi de bu topraklar üzerinde kurmak istiyorum.

Fakat benim içinde yaşamış olduğum bu toprakların geleceği uzayda bulunan kara deliklere benzemekte ve ben bundan çok rahatsızım, çünkü her insan geleceğe umutla bakmak ister oysa ben geleceğe umutla bakamıyorum ve ülkemin geleceği hakkında hayal kuramıyorum oysa gönül geleceğe umut ve huzurla bakmak isterdi. Bütün K.K.T.C’liler gibi benimde içim buruk, ve işin kötüsü nereye gittiğimiz belli değil.

İki arada bir derede kalmış çocuklar gibi kimin ağzına bakıp kime inanacağımızı bilemiyoruz çünkü; kimsenin bir fikri yok.

Hep birilerinden yardım bekleyen birileri gibi olmuşuz, sanki çaresiz gibi görünen bir hastalığa yakalanmışız. Günden güne de kötüye doğru gidiyoruz hatta kötüdeyiz daha kötüye gidiyoruz Tıpkı Fransızların dediği gibi bir şey kötü giderse kötüler peş peşe gelir umarım böyle olmaz ama gerçeklerden de kaçılmaz. Peki ama biz buna nasıl dur diyebiliriz.

Psikoloji kitaplarında şöyle der: ‘‘ Ya çaresizsin yada çare sensin.’’ Peki biz çaresiz miyiz? Yada çare biz miyiz? Peki biz hangisiyiz? Çaremiyiz yoksa çaresizmiyiz?

Bu konular hakkında uzunca bir süre düşündükten sonra,aslında ‘çarenin’ bizde olduğunu düşünüyorum.Biz gerçek anlamda istersek çareler üretebileceğimizi biliyorum .Çaba harcamadan yarasının iyileşmesi için herkesten çare bekleyen kişi, yara üstüne yara açar.

Bu güne kadar gelen siyasetçilerin hiç birisi beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Boş vaatlerle bizlerin zamanını çalarak bizleri bu günlere getirdiler ve bir yere de götürecekleri yok. Herkes gemisini kurtaran kaptan olmanın peşine düşmüş .Herkes kendi gemisinin peşinde.Ne yazık ki esas olan ‘VATAN’ gemisi bu gemi batmakta kimsenin yapacak bir şeyi yok.

Bir gün genç ve durumu iyi olan bir adam evinin yolunu tutmuş gidiyorken sokağın başında bir kız çocuğu görmüş yırtık pırtık elbiseler içinde dileniyormuş adam içinden Allaha yakınmış ‘neden şu küçük kız çocuğu için bir şeyler yapmıyorsun ? Biraz sonra içinden gelen bir ses bir şeyler yaptım seni yarattım ya demiş.

Aynen bende içimden gelen sese kulak vererek artık ülkem için bir şeyler yapmanın zamanının geldiğine inanıyorum. Benim kim veya ne olduğumun bir önemi yok şunu bilin ki Kıbrıslıyım ve Türküm. Benim özüm bu ve özümle gurur duyuyorum.9 yıl Avrupa’da yaşadım ve Avrupa’nın bir çok ülkesini gezdim. Kendimce gözlemler yapıp sistemlerini inceledim. Onlar geçmiş tarihlerinde bir çoğu çok kötü günler geçirmişler.

Fakat birlik ve beraberlikle kötülerin üstesinden gelecek akılı üretip iyiye doğru yol almışlar ve almaktalar. Bizler ise içinde bulunmuş olduğumuz durumdan bizleri çıkaracak bir akıl bile üretmemişiz, üretememişiz bu hakikaten bizim bir ayıbımız.

Çünkü bizler hep birilerinin bizim için akıl üretmesini beklemeye alışmışız akılsızlığımız bizi dilenci pozisyonuna sokmuşta haberimiz bile yok, aslında var ama buna alışmışız .Bizi bu güne kadar yöneten siyasetçilerin yapmış oldukları siyaset işte bu .Bu akıl üretmek değil ,bu siyaset dilenmekten başka bir şey değil.Bizler Kıbrıslıyız Türküz ve Guruluyuz.Bir avuç insanla geçmişinde verdiği mücadele sonucu bu toprakları vatan sayıp üzerinde K.K.T.C’yi kurduksa artık K.K.T.C için akıl üretmenin zamanı gelmiştir.

Devletimize sahip çıkıp onu sonuna kadar var etme mücadelemizi sürdüreceğimizi herkes bilmeli bu topraklar için canlar verildi, Ne için, Bizim için, Bizler için, Refah için, Huzur için ‘ideal’ buydu,amaç buydu.

Bir yeri almakla, bir yeri işletmek arasında çok büyük farklar vardır. Bir restoran satın alabilirsiniz ama restorantcı değilseniz işletemezsiniz. Çünkü işi bilmiyorsunuz demektir.

Restorantı ayakta tutabilmek için sürekli borçlanmanız veya yardım almanız gerekir, fakat bu da çözüm değildir.İşte K.K.T.C bu noktadadır.

Ben bütün halkımızın K.K.T.C için akıl üretmesini toplumumuzun nasıl daha güçlü ve refah düzeyi daha yüksek bir hale getirilebileceği konusunda fikirlerini rahatlıkla dile getirebileceği ortamların sağlanmasından yanayım. Çözümler ne kadar çok dile getirilirse o kadar erken ürerler. Toplumumuz bundan karlı çıkar. K.KT.C artık içinde yaşanamayacak bir hal ve düzen aldı.

Halk, Devleti mafya olarak görmeye başladı ve ayni zamanda halk devletten nefret ediyor. Neden biliyor musunuz ?Devlet, halkın hizmetçisi iken,halk devletin hizmetcisi oldu da ondan.Devlet sistemi üretip ürettirmediği için tıkandı.Kendi kadrosunda bulunan memurları ödeyebilmek için halkına fazla yüklenir oldu ve bu halk, bu yükün altında ezilir oldu.Buradan da anlaşılacağı şu ,bizim devletimiz belimizde kambur oldu.

Bu noktada da Türkiye’nin biraz daha K.K.T.C konusunda düşüncelerini ve bakış açısını değiştirmesi lazım ‘İstanbul’un bir semti kadar biz onlara her halukarda bakarız’ K.K.T.C Avrupa yolunda zaten önümüzde bir engel ‘ zihniyetini ortadan kaldırıp K.K.T.C’yi güçlendirecek fikirlere onay vermelidir. Bundan Türkiye Cumhuriyeti, en az K.K.T.C kadar karlı çıkacaktır çünkü her iki devletin güçlü olması demek Türk halkının güçlü olması demektir.

Türk halkı kendi yolunu belirleyecek güce ve iradeye sahiptir. Tarih boyunca bizi kimse durduramadı, durduramayacaktır. Ben Kıbrıs’ı nasıl görmek nasıl bilmek isterim bilir misiniz bir Dubai gibi gelişmiş ülkelerin başkentleri gibi canlı,neşeli,enerji dolu olarak görmek isterim.Çünkü bunların bizim zenginliklerimiz olduğunu bilmek isterim gelin Kıbrıs’ı yeni baştan yaratalım .

Bir ülkeyi ayakta tutan 3 tane damar vardır;
1. Tarım ve Hayvancılık
2. Ağır sanayi
3. Turizm

Eğer bu sektörler bir ülkede çalışmıyorsa o ülke batıyor demektir. Hatta ve hatta batmaya yok olmaya mahkumdur.Gelelim K.K.T.C’ye baktığımız zaman bu sektörlerin hiç biri çalışmıyor durumdadır.Ama K.KT.C hala daha ayakta durmaktadır.Bu da halkın azmidir başarısıdır.Türkiye’yi de unutmamak gerekir.Ama artık halkımızın da takati ve gücü azalmıştır.Çare dilenir hale gelmişiz işte buna ben hayır diyorum.Çareyi biz kendimizde aramalıyız .

Eğer bu sektörlerden bir tanesini çalıştırmayı başarırsak ben diğer sektörlerin de kendiliğinden çalışmaya başlayacağına inanıyorum bu inancımı da hiçbir zaman kaybetmeyeceğim. Çünkü iyi iyiyi kötü kötüyü çeker. bunların bir tanesinin çalışması hepsini çalışır hale getirecektir.Bundan bütün halkımız işçisiyle esnafıyla karlı çıkacak ve sürekliliği olacaktır.O zaman biz bu sektörlerin üzerinde düşünmeliyiz.Acaba hangi sektörü biz işler hale getirebiliriz.Ben bunlar hakkında kendimce yıllardır gözlemler yapıyorum,kendi mantığımla sorguluyorum;ele aldığım ilk konu:

• Tarım ve Hayvancılık
Hemen aklıma su sorunu takılı veriyor işte o zaman bu sektörün işlevsizliğini görüyorum. Çünkü herhangi bir şey ekip üretip satamayız yeterli su yok.Bu sektör K.K.T.C için işletilip herhangi bir girdi sağlayacak gibi görünmüyor.

• Ağır sanayi
Ham madde olmayan bir yerde zaten sanayi olmaz her şey için yurt dışına bağımlı iken üstüne gümrük ve vergileri de eklersek bu sektöründe şu anda imkansız olduğunu görürüz.

Şu anda bana, içlerinden iyi ve koşullara en uygun sektör Turizm gibi görünüyor. K.K.T.C coğrafi konum ve iklim olarak dünyada eşine zor rastlanacak kadar güzel bir konumdadır. Böyle bir konumda olmasına rağmen
Ülkemize gelen turist sayısı çok azdır.

Bunun sebebi de ülkemize duyulan güven duygusunun azlığından kaynaklanmaktadır. Yani anlayacağımız dünya K.K.T.C’ye güvenmiyor. Ama diyeceksiniz olur mu ya bizim ülkemiz güvenilir ama onlar öyle düşünmüyorlar.Çünkü neden?Bizim yasalarımızı bilmiyorlar.Karanlık bir görünüm içindeyiz.Kimse karanlığa gitmek istemez.Bu yüzdendir ki ,ülkemize gelen turist sayısı çok azdır,geçmişteki hükümetler tarafından da bu sektör çalıştırılmaya çalışıldı fakat sonuç yine başarısızlık ve hayal kırıklığı oldu.Diyeceksiniz ki durum bu kadar vahim mi?evet peki biz ne yapacağız…

Benim önerim Ahmet gitsin Mehmet gelsin değil. Benim önerim bu sistem gitsin yeni sistem gelsin peki hangi sistem HOLLANDA MODELİ ve sistemi K.K.T.C’ye uygundur .

Hollanda’daki yasama, yürütme ve yargı sistemini oradan alıp K.K.T.C’de uygularsak sistem olarak Avrupalı oluruz.Bu şekilde gelişmekte olan dünyaya ayak uydurmuş oluruz.Peki neden Hollanda diyeceksiniz.Çünkü yasalarıyla insanlara en fazla özgürlük tanıyan ülke olduğu için insanlar en çok özgürlüğü severler onun içindir ki Hollanda bu kadar gelişmiştir.Hatta ve hatta Avrupa’nın en güçlü ekonomilerinden biridir.Bu başarısını da yasalarından almıştır.Hollanda’yı yaklaşık yılda 30 milyon turist ziyaret eder alış veriş yapar ve gider kişi başına 1000 dolar olarak hesaplarsak ortalama her yıl sadece turizmden 30 milyar dolar kazanıyorlar ve bunun işletildiğini de düşünecek olursak her yıl Hollanda’nın gücünün kazancının ne olduğunu görürüz.Yani Hollandalılar zengin ve güçlü bir devlet yaratmayı başarmışlardır.

Gelin bizde K.K.T.C’yi yeni baştan yaratıp var edelim,aynen Hollanda gibi..
Biz yılda 3 milyon turist ağırlarsak, bütün K.K.T.C liler olarak aynen zenginleşir ve güçleniriz. Bizim Avrupalılardan eksik veyahut Rumlardan eksik bir şeyimiz yok. Rum devleti dünya arenasında kabul görürken bizlerin adından bile bahsedilmiyor.Çünkü neden bizler güçsüzüz de ondan bugünkü dünyada güç demek para demektir.Onlarda para var bizde yok demektir ‘‘parası olanın sesi gür çıkarmış’’ bizim sesimiz çıkmadığına göre biz güçsüzüz demektir.Bizi kimse tanımıyor demektir.

Bu tanınma konusuna gelmişken söyle bir benzetme yapmak istiyorum ‘kullanmış olacağım isim herhangi bir kimseyle uyuşuyorsa şimdiden özür dilerim. Kastım şahsına değildir.’Örneğin; Hasan Rıza’yı kim tanır diye sorsam ? ancak vatandaş olan Hasan’ı yakın çevresinin dışında tanıyan çıkmayacaktır. Ama bir Sakıp Sabancı desem bu ismi hemen, hemen herkes tanıyacaktır. Her ikiside insan oğlu olmaktan başka bir şey değildirler aralarındaki tek fark paradır .

Yani biz K.K.T.C olarak artık para politikaları üretmek zorundayız tanınmak, bilinmek, varlığımızı kabul ettirmek için, parası olmayanı kimse istemez bizi onun içindir ki Avrupa Birliğine almadılar hem paramız yok hem düzenimiz çarpık. Bir de bizimle uğraşmak istemediler.

Biz kendimizle uğraşıp kendimizi düzeltmezsek bizi kimse düzeltemez, kimseden bir beklenti içinde olmayalım. Bizler sistemimizi Türkiye’nin de onayını alarak değiştirdiğimiz takdirde K.K.T.C’yi dünyada güçlü bir konuma getireceğimizi biliyorum bu da bizim ülke olarak sürekliliğimizi sağlayacaktır.

Geçmişte yapılan bir takım tekliflerle ‘Annan planı gibi’ nerdeyse savaşta kanlarımızı dökerek almış olduğumuz toprakları vermek üzereydik, direkten döndük. Yok arkadaşlar bu vatan bizim sahip çıkalım. Ülkemizi ayakta tutmak için akıl üretelim.


Atatürk’ün dediği gibi ‘bizim bizden başka dostumuz yok.’Ben bu satırları kaleme alırken aklımdan hep bu soru geçiyor bu fikre karşı çıkacak olanlar olacak ama ben fikrimden asla dönmeyeceğim çünkü yapım gereği inandığıma baş koyarım. Eğer benim başım ülkem için gidecekse Vatanım sağ olsun yeter. Benim amacım da zaten vatanımı sağ salim geleceğe taşıyacak projelerin altına imza atmaktır. Şimdi bir ses daha duyar gibiyim benim anlattığım bu sistem üzerine bende bunu bilirdim, bu arkadaş hayal kurar gibi sesler duyuyorum.

Ben öncelikle şunu söylemek istiyorum her şey hayal ile başlar ve gerçeğe dönüşür, bu anlattığım evet benim hayalim, temennimin gerçeğe dönüşmesidir. Gerçekte de anlattığımın aslı vardır yani hayalden öte gerçeği yansıtmaktadır. Uygulanan bir sistem ve uygulanan bir politikadır.

Benim bir vatandaş olarak yapmış olduğum bu teklif tüm K.K.T.C halkınadır. Yaşamış olduğumuz ülkeyi güçlendirmek , güzelleştirmek ve yaşanabilir bir düzen kurmak bizlerin elindedir bizler istersek ülkemizi yeni baştan yaratabiliriz.Ben bunun mümkün olduğunu düşünüyorum.Türk halkı daima isteklerine ulaşmasını bilmiştir.

Tabularımızı artık yıkmanın zamanı gelmiştir, hayatta değiştiremeyeceğiniz tek şey değişimdir. Tabularda bu değişim süreci içerisinde zamanı geldiğinde direncini yitirip değişmek zorunda kalacaktır. Zamanı daha fazla uzatmanın bir anlamı yoktur.

Şimdi bu noktada bazılarımızın bir takım korkuları su üzerine çıkacaktır. Çünkü sistem değişikliği onların süre gelen alışkanlıklarından vazgeçmeleri anlamına geldiği için bu değişim onları korkutacak ve korktukları içinde sistem değişmesin diye avazlarının çıktığı kadar bağıracaklardır. Bu artık onların son çırpınışlarıdır onlara en güzel cevabı yine halkımız yapacak olduğu seçimle verecektir. Çünkü halkımız neyin eğri neyin doğru olduğunu bilecek kadar zekidir.

Yıllardır onlar sandılar ki bu halk hiçbir şey bilmez, sanki bu topraklarda hiç yokmuşuz gibi davrandılar bir tek seçim zamanı gelip bizlerden oy istediler boş vaatlerle, geçici nesnelerle, oylarımızı aldılar. Peki ne yaptılar? 34 yıldır gözle görünen bir şey yok. sadece kendi kişisel servetlerine servet kattılar. Şu anda hepsi lüksü sonuna kadar yaşıyor. Ama arkadaşlar ‘Vatan Gemisi’ batıyor onlar bu geminin içinde olduklarını unutmasınlar. Yani gemi batarsa bundan kimse karlı çıkmayacaktır.

Yılardır bizi bu tip zihniyetler yönetti, artık halkımızın bu gidişe bir dur deme zamanı gelmiştir. Halkımızı kurtuluş için birlik ve beraberlik içinde mücadeleye davet ediyorum.Bir fikir sevilir ve benimsenirse kendisine yandaş bulur.Benim bir vatandaş olarak fikrim bu. ülkesini seven her vatandaş bence ülkesi için iyi olacağına inandığı fikirlerini bence toplumla paylaşmalı fikirler paylaşıldıkça büyürler.

Şu anda bana bir K.K.T.C’li olarak sorsanız gidişiniz nereye doğru deseniz? İnanın bilmiyorum. Çünkü önümüzde bir karanlık bir belirsizlik var maalesef bu soruyu cumhurbaşkanı bile cevaplayamaz. İnanın herhangi bir fikir de yok.Ve hala daha o noktada oturmaya devam ediyor.Kendi adıma utanıyorum rezilliğin son perdesini oynuyoruz.

Kimisi de dönüp sine-i millet çağrı yapıyor ama millete gösterilebilen bir yol yok kendi kendilerine sözde politika üretip duruyorlar. Ama herhangi bir netice yok.

Sayın K.KT.C’liler,
Ülkemiz geçirmiş olduğumuz 34 yıl içerisinde ekonomisinde en iyi dönemi 2002-2006 döneminde yaşamıştır.Bunun sebebi de bellidir.Çünkü K.K.T.C’nin Avrupa birliğine gireceği hayali ülkede suni bir ekonomik canlanmaya yol açmış ne zaman ki Avrupa birliği hayali suya düşünce kendisini tamamen bir kaosun ortasında bulmuştur.Bir çok işletmeci bugün batmış olduğu gibi birçoğu da batmak üzeredir yani ülke olarak durumumuz hiç de iç açıcı değildir.Zaten Türkiye’nin durumu da malum.

Giderleri hat safhada,gelirleri azdır.Onun için Türk Haklı olarak biran evvel sistem değişikliği yaparak, kötü giden bu gidişata bir dur dememiz lazım,benim bahsetmiş olduğum bu sistem değişikliğinin neler kazandırıp neler kaybettireceği endişesini taşıyorsanız Hollanda’ya bakarak bunu daha net bir biçimde görürsünüz.Ekonomik olarak hiçbir ülkeye bağlı değil,kendi ekonomilerini kendileri yaratıyor buda onları güçlü ve huzurlu kılıyor.

Ben K.K.T.C’nin benim bu fikrime destek vereceğine inanıyorum. Çünkü K.K.T.C yapılan referandumda halkın %80 Avrupa Birliğine evet dedi. Benim dikkat çekmiş olduğum da Avrupa’da var olan bir ülke ‘Hollanda’ yani alıntım bizim ideallerimize hiç de uzak olmayan bir yerden Avrupa’dan. Bizler zaten bu birliğe girmek için evet demedik mi? O zaman onlar bizi almadan biz onlardan alalım diyorum.

Zaten Avrupa Birliğine girmek demek herhalde valizlerimizi toplayıp Avrupa’ya gitmek olmasa gerek. Avrupa Birliğine girmek demek Avrupa’da mevcut olan sisteme entegre olmak demektir, yani neye Avrupa’da uygulanan sisteme benim söylemek istediğim, Avrupa Birliğinin bizi almasını beklemektense sistem ve düşüncelerimizi değiştirerek Avrupalı olabiliriz. Bu da bizi dünya kamuoyu gözünde güçlendirerek çağdaş ve güvenilir bir toplum olma yolunda hızla ilerlememizi sağlayacaktır. Bu istek bizde var oldugu müddetçe, bu ilerlemeyi kimse durduramaz.

Avrupa’nın bize bakış açısı tamamen değişecek, uygulanan sistem kendisine yabancı olmadığı için bize kucak açacaktır. Yasama, yürütme ve yargıyı tam anlamıyla uygularsak bize daha fazla güvenecek bizim onların gözünde kalitemiz artacak ve güvenlerini kazanmanıza yol açacaktır. Bu da bizi çağdaş toplumlar seviyesine taşıyacak bizim de artık bir yerlerde yerimiz olacaktır. Çünkü Türk halkı her şeyin en iyisine laiktir.

K.K.T.C’deki mevcut sisteme bakacak olursak: Bir memur toplumu oluşturarak en azından her aileye bir tas çorba götürmek amaçlanmıştır. Esasında K.K.T.C’ye bu sistem Türkiye tarafından entegre edilmiştir. Çünkü Türkiye bize her türlü sahip çıkıp bizlere bakabileceğine inanmıştır. Bu güne kadar Türkiye elinden gelen her şeyi K.K.T.C için yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir.Türkiye ile olan baba oğul ilişkimizi daha da güçlendirmeliyiz.Yani mevcut sistem mevcut bakış açısı bu.

Şu anda Türkiye’nin durumu zaten ortada bir taraftan PKK denilen terörle öteki yandan Çin gibi bir devle uğraşmaktan yorgun bir halde, dolayısı ile sıkıntı da bizlere yansımakta. Ekonomik olarak bağımsız olmayan bir toplum siyasi olarak bağımsız olmaz. Toplum olarak öncelikle ekonomimizi güçlendirecek yollar bulmak zorundayız. Yol kesmeye çalışanlarında karşısında olmalıyız.Hayat mücadeleden ibarettir.Mücadele etmiş olduğun geleceğin ise bu noktada kesinlikle durmak yoktur geleceğimizi garanti altına alıp gelecek nesillere huzur ve güven duyulan bir ülke bir Vatan bırakmalıyız ki bizlerle övünsünler bizlerle gurur duysunlar.Eğer böyle bir Vatan yaratabilirsek ne mutlu bize,Ne Mutlu Türklüğe…

Bakın arkadaşlar ben bunları anlatırken içinizin kıpırdadığını bir hoş olduğunuzu hisseder gibiyim ama hala daha anlattıklarıma inanıp inanmama noktasında gelip gittiğinizi biliyorum. Çünkü bu düzen bu sistem içimizdeki insanlara olan güven duygusunu silmiş süpürmüş, inanç duygumuzu tamamen öldürmüştür. İşte bu noktada durun ! Çünkü ben size tamamen bu düzen ve sistemi değiştirme çağrısı yapıyorum. İçinizdeki sese kulak verirseniz sizi en doğru yere en doğru düzene götürecek olan o dur. Avrupa Birliğine girelim dediniz, bende size hadi diyorum.

Ben bıktım..neyden mi bıktım?devletten ve devletin kurumlarından,hayat pahalılığından,az kazançtan,gümrükten,vergiden,KDV den kiradan,elektrikten,sudan,faturalardan kısaca her şeyden bıktım.Çünkü kısıtlı bir gelirle bu kadar yükün altına sokulursak ister istemez bıkarız.Af edersiniz ama eşeğe de taşıyamayacağından fazla yük yüklerseniz çöker.Bizlerin takati kalmadı artık çökmek üzereyiz onlara desek sırtımızdaki yükü azaltın onlar bize tamam deyip gene ayni yükle bizi götürmeye uğraşacaklardır.

Ama artık bu kervan böyle gitmez gücümüz kalmadı artık.Daha fazla taşıyamıyoruz.Ben bu şekilde daha fazla yaşamak istemiyorum.Bizim suçumuz ne,biz kime ne yaptık,neden bu kadar çok acı içinde yaşıyoruz.Bilmiyorum ama ben bu gidişata baş kaldırıyorum.Baş kaldırıyorum evet ama kime üretken olmayan zihniyetlere bizi olduğumuz yerde saydıran bizi gerileten,zihniyetlere elinizi,ayağınızı,üzerimizden çekin,artık yorulduk,bunaldık,daraldık.Artık yeter!!Bizi ileriye taşıyacak zihniyetlere yer verin.

Eğer gerçekten bu ülkeyi seviyorsanız bu işleri bırakın artık yeter.Tabi bu söylediklerimi kimse üzerine eminim almayacaktır.Ama unuttukları bir gerçek var ki o da halktır.Onları getirdiği gibi,geride götürecektir.Çünkü halk neye değer verilip neye değer verilmeyeceğini çok iyi bilir.Zaten halk her şeyi görür ve bilir. Ben her şeye yüzeysel bakıp zamana bırakırım, zaman her şeyi ortaya çıkarır. Değerlendirmelerimi ona göre yaparım,emin olun ki zaman her şeyi bütün çıplaklığıyla ortaya serer.Sizinde bundan en doğru sonucu almanızı sağlar.Hal ortada Armut ağacı elma vermez.Bazı insanlar hayatta hiçbir gayeye sahip olmadan yaşarlar.

Böyle insanlar bir nehir üzerinde akıp giden saman çöplerine benzerler onlar gitmezler ancak suyun akışına kapılarak akarlar.Bu suyun akışına daha fazla kendimi kaptırmak istemiyorum.Çünkü benim hayatta,bir gayem var,bir amacım var,onun için ben bu şekilde daha fazla akamam.Buna müsaade edemem.

Yani arkadaşlar,
Eminim Türk haklıda bu konuda benim gibi düşünüyordur. Amacım bir kahraman olmak değil Türk halkını uyandırmaktır. Mevlana’nın dediği gibi ‘Dünle beraber gitti düne ait ne varsa, bugün yeni şeyler söylemek lazım’ sistem dedik, Hollanda dedik,turizm dedik.Peki gelelim bu yeni söylenen şeylere ;
Sistem dedik, sistem nasıl olmalı:
Yasama, yürütme ve yargı üçleminden oluşan bir dönüşümdür. Bundan anlaşılacağı gibi yasa yapılır, yürürlüğe girer,yargıda bunları denetler.Sistem budur.Evet yasa yapılır,ama yasa devlet için yapılmaz yasa vatandaş için birey için yapılır.Yasayı yapmadaki amaç ve gaye bireyin hak,hukuk ve özgürlüğünün korunmasıdır.Çünkü toplumu oluşturan bireylerdir,eğer siz bireyin hak ,hukuk ve özgürlüğünü yasalar çerçevesinde muhafaza edemiyorsanız o zaman siz huzursuz,mutsuz,güven duyulmayan bir toplum yaratırsınız.Bireyi baz alan yasa başarıya Devleti baz alan yasa batmaya mahkumdur.

Hollandalılar yasalarını yaparken toplumu oluşturanın,bireyler olduğunun bilincine vararak yasalarını bu mantık çerçevesinde oluşturmuşlardır.Çünkü bu onların kültürlerinde vardır.Bunun adı da ‘DEMOKRASİ’ dır. Demokrasi aslında insanoğlunun yapmış olduğu bir keşiftir, bir yolculuktur, bir yaşam şeklidir.Demokrasi demek özgür irade demektir.Özgür irade Allah’ın ,kulları ile arasındaki perdedir.Çünkü Allah’ın iradesi her şeyin üzerindedir.Onun içindir ki bizlere özgür irade vermiştir. Özgür irade olmasaydı bizler olmazdık.

Bu şekilde kendisini bölüp parçalayıp bir bütün oluşturmuştur. Özgür irade farklılıklar yaratır.Allahın dünyasında yok,yoktur.Her şey vardır, var olmak zorundadır.Aksi takdirde sürekliliği olmayacaktır.Allah sürekliliği olmayan mekanizma kurmaz.Bu anlayış bakış açısı tamamen bir kültürdür.

Hollandalılar, bu bakış açısı ile baktıkları için, her şeyin var olduğunu ve var olmak zorunda olduğunu biliyorlardır.Çünkü var olmak için bölünüp, parçalanarak, bir bütün oluşturulabileceğinin farkına varmışlardır. Bütünü oluşturan parçalardır.

Bir tablo düşünün ve o tabloyu 8 eşit parçaya ayırın daha sonra bu parçacıklardan 1 tanesini dışarıya çıkarın ve yeni baştan tabloya bakın görecek olduğunuz manzara artık tam değildir. Bütünü yansıtmamaktadır. Yani eksiktir.

Hollandalılar, farkındalık sürecine girdikten sonra uğraşları hep bu tabloyu tamamlamak olmuştur.Bu uğraş çok sesliliği,kabullenmeyi,saygıyı,sevgiyi ve özgürlükleri genişletmiştir.Bu da Hollanda’yı demokratikleştirip, özgürleştirmiştir.Bu anlayış yasalarına yansıyarak, insanlarına daha çok hak,hukuk ve özgürlük kazandırmıştır.Hemen hemen her kesim kendisine bir yer bulmuştur.Bu farklılıkların esasında ‘bütünü’ oluşturanın birer parçası olduğunu bilmek,onların dünyasını zenginleştirmiştir.Zenginleşmek işte budur.

Toplumu oluşturan aile, aileyi oluşturan bireylerdir. Düşünün ki aile içerisinde bir kişi size göre yanlış olan bir tutum ve hal sergilemekte, siz aile olarak bu ferdi, dışlar, azarlar, döver ve hatta cezalandırırsınız. Bu şahsı incitir, üzer ve hatta kaybederiniz. Unutmayın ki bu şahıs oğlunuz, kızınız, anneniz veya babanızdan başkası değildir. Bu tutumunuz sizin en yakınlarınızı kaybetmeniz anlamına gelir. Bu da sizin demokratik bir düşünce yapısına sahip olmadığınızı gösterir. Halbuki siz aile içerisindeki bu ferde, sergilemiş olduğu hal ve tutumdan dolayı, onu dışlamadan, anlayış ve hoşgörü ile yaklaşırsanız onu kazanmış olursunuz. Bu davranış şeklide sizin ne kadar demokratik bir düşünceye sahip olduğunuzu gösterir.

Sayın K.K.T.C’liler
İşte bu yüzdendir ki ülkemiz insanları artık ülkelerini terk ederek gitmektedirler. Çünkü K.K.T.C Devletinin hal, tutum ve davranışı, insanlarımızı yıldırmış ve usandırmıştır. İnsanlar K.K.T.C’den kaçışı artık bir kurtuluş olarak görmekteler. Yetkililere sorsanız bunu sebebi nedir diye ? size ülkemize uygulanan ambargolardır, diyeceklerdir. Ama kendi vatandaşlarına uygulamış olduklarını ambargolardan hiç bahsetmeyeceklerdir. Gerçeğin farkına varan vatandaşlarımız işte bu yüzden kurtuluşu kaçmakta bulmuşlardır. Peki kaçış kurtuluş mudur ? bazılarımız için evet bazılarımız için ise sonuç hüsrandır. Bilmem biliyor musunuz ama şu anda İngiltere ceza evlerinde 3000 e yakın K.K.T.C vatandaşı bulunmaktadır.

Bu insanlarımıza yazıktır, günahtır. Gitmesinler, otursunlar, kalsınlar diyeceksiniz? Oturmakla insanların karnı doymuyor, Her gün Rum kesimine geçerek çalışan insanlarımızın sayısı 7000’dir.Bu insanlarımız her gün sabahın 4:30,5:00’inde sıcacık yataklarından kalkarak yollara düşüp sınır kapılarında kuyruklar oluşturarak işlerine gidiyor ve akşam üstüde, ayni yolla tekrar geri dönüyorlar. İnsanlarımızın, vermiş olduğu mücadelenin, hakikaten taktir edilmesi gerekir. Maalesef bu anlattıklarım acı ama gerçektir. Çünkü bizi yönetenler hala daha bunu görmezden gelerek her şeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışıyorlar. Bu anlattıklarımdan K.K.T.C’nin ne kadar mutsuz olduğunu görebiliyor musunuz? İnsanlarımız ayni zamanda alış-veriş yapmaya da Rum kesimine geçmektedir. Çünkü K.K.T.C’de hayat pahalılığı hat safhadadır. Örneğin: bir kutu süt ‘mama’ Rum kesiminde 4 YTL iken bu süt ‘mama’ K.K.T.C’de 8 YTL dir. Bu da insanlarımızın Rum kesimine geçerek alış-veriş yapmalarına yol açmaktadır.K.KT.C yönetimi buna bile sınır getirmeye çalışmıştır.Pek de başarılı oldukları söylenemez.Bizim alın teri dökerek kazandığımız parayı bile kontrol etmeye çalışmaktalar. Bir takım yasaklar getirerek paranın yurt dışına çıkmasını önlemeye çalışıyorlar ama nafile, para geldiği gibi gidiyor. Bu da K.K.T.C’deki esnafa yansıyarak esnafımıza ağır darbeler vuruyor, kimisi dükkanını kapatıyor, kimisi de ben ne yapacağım diye düşünüyor. Halimiz içler acısıdır.

Çözüm istiyoruz. Çözümü biz istiyoruz. Rumlar istemiyor. Onlar hayatlarından gayet memnun, onların herhangi bir sıkıntısı yok adamlar Avrupa Birliği üyesi bir ülke olmuş, almış başlarını gidiyorlar. Bizleri bile kendilerine hizmetçi yapmışlar. Paraları artık EURO Avrupa’nın bütün fon ve yardımlarını alıyorlar ayni zamanda Avrupa parlamentosunda da kendilerini 6 sandalye ile temsil ediyorlar. Her türlü hak ve söz sahibi olmuşlar. Siz onların yerinde olsanız çözüm ister misiniz ? durduk yere kendinize ortak alır mısınız? Size soruyorum, tabiî ki hayır. Onun içindir ki Referandumda Rumlar hayır demiştir. Bizim de hevesimiz kursağımızda kalmıştır. Ben buna sadece gülerim. Bizler bunu göremeyecek kadar meğerse körmüşüz.

Bence bu anlatmış olduklarım onların başarısı, bizim gibi bekle ve gör politikası yerine, hep atak bir politika izlemişler, buda onları başarıya taşımıştır. Bizlere pasaport ve kimlik vererek de kendilerine adada meşru devlet görüntüsü kazandırmışlar. Yani bizim devletimiz dünya kamuoyu gözünde gayrimeşru bir hal almış. Yani savaşta kazanmışız, politikamız yüzünden kaybetmekteyiz.

Artık halkımızın uyanma zamanı gelmiştir. Daha fazla kaybetmeye tahammülümüz kalmamıştır. Bireysel çıkarlarımızı bir tarafa bırakarak artık toplumumuzun çıkarları için çalışmalıyız. Çünkü toplumumuzun çıkarlarının her şeyin önünde gelmesi gerekir. Toplumumuzun var olması zaten bizlerin var olması anlamına gelir. Bu düşündüklerimi kaleme alırken, olayların fazla detaylarına inmek istemedim. Çünkü o kadar çok yanlış şey var ki hangi birini kaleme alabilirsiniz? Arkadaşlar bir işe yanlış başlamışsanız doğru sonuç alamazsınız.

Bir konuya daha değinmek istiyorum bu da K.KT.C’de var olan adalet sistemi.

K.K.T.C’de adalet var mı? diye sizlere sorsam cevabınız bence hayır olacaktır. Çünkü neden? delilden sanığa gitmektense, sanıktan delile gidiliyor da ondan. Allah muhafaza bir yanlışa düşseniz veya düşürülseniz karakolda kafanıza torba geçirilerek kafanızı duvardan duvara vurarak, sizi falakaya yatırarak, kaburgalarınızı kırarak suçu kabul etmeniz sağlanır. Fakat paranız varsa, sizi karakolda gayet güzel bir şekilde ağırlayarak suçu da ört bas ederler. Bu da K.K.T.C’nin acı bir gerçeğidir. Savcılık bu konularda bilgi sahibi olmasına rağmen ,bu insanlık dışı davranışlara müsaade etmektedir.Bunlara daha fazla nasıl duyarsız kalabiliriz bilemiyorum. Çünkü bugün banaysa,yarında sana.Halk olarak artık bu düzene dur demeliyiz.Bu düzen insanlık dışı bir düzen ,insanlara yakışmayan bir düzen, bu düzen çağ dışı bir düzen, bu düzen bizleri suça iten bir düzen ,daha ne kadar duyarsız kalacaksınız???

Devletimiz hiçbir konuda samimi değil ve bizler bu devlete artık inanıp güvenmiyoruz. Biz artık bu yönetimi sevmiyoruz, sevgimizi, nefrete dönüştürmüşler maalesef.
Ülkemizde bulunan cezaevi kapasitesinin 5 kat üzerinde hizmet veriyor, insanlar koridorlar hatta tuvaletlerde yatıp kalkıyorlar bu insanların bizim ailemizin birer fertleri olduklarını unutmayalım.1996 yılında mevcut 67 iken nüfusun artmadığını da göz önünde tutarsak bugün için mevcut 500’e yakındır.Peki suçlu kim?Halkımız mı? Devletimiz mi?

Ben bunu kendi adıma çok sorguluyorum ve varmış olduğum sonuç insanlar zorda kalmadıkça suç işlemezler, demek ki insanlarımız zor günler geçiriyorlar ve bununda bedelini canlarıyla hayatlarıyla ödüyorlar. İnsanlarımıza yazıktır,günahtır.Devlet hemen sistem değişikliğine giderek devlete karşı işlenmiş suçlara hemen af getirmelidir.Çünkü suçlu olan Devlettir.Sistemdir.

İnsanlarımızın hemen hemen%50’si sabıkalıdır. Bütün hakları elerinden alınmıştır. K.K.T.C’de sabıkalı olmak demek bu ülkeyi terk et,git demektir.

Çünkü hiçbir yerde iş bulamazsınız. Herhangi bir sosyal faaliyette de bulunamazsınız demektir. Bu da insanlarımızı bunalıma sokarak daha çok suç işlemelerine sebep olmaktadır. Şimdi sizlere soruyorum böyle bir ülkeye turist gelirmi?
Bizleri kurtaracak olan tek sistem ve model Hollanda’dır.

K.K.T.C’yi özgürleştirecek, güçlendirecek ve modern bir ülke olmamızı sağlayacaktır.

Hepimizin amaç ve gayesi bu değil midir?

Vatandaş
M.K

Ekteki Dosya kibris.jpg 
Yazıcı Dostu Sayfa Bu yazıyı arkadaşına gönder Bu Haberden PDF Belgesi Oluştur
Yorumlardan yazarları sorumludur.
Hollandamodeli.com Copyright.2008